Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Cahiliyede Ahlakî Meziyetler

Cahiliyede Ahlakî Meziyetler

Cahiliyedeki ahlaki meziyetleri ya da dinin temel esaslarını nasıl konumlandırıyorsunuz? Bunlar ileriki toplumsal yapıya nasıl destek oldular? 

  •  Sözünü ettiğiniz meziyetleri Allah ve ahlak kavramlarında gerçekleşen köklü reform üzerinden okuyabiliriz. Şurayı iyi anlamak gerekiyor: Hz. Peygamberimize ilk vahiy gelmesinden itibaren İslam daveti çok hassas ve olağan üstü bir stratejiyle ilerliyordu. Rastgele atılmış bir adım, söylenmiş bir söz gösterilemez. Ayetler ilmik ilmik bir dantela gibi yepyeni bir toplum meydana getiriyor. Allah, insan ve kâinat yeniden tanımlıyor ve konumlandırılıyor. İnsanın yaratıcısıyla, içinde yaşamış olduğu kâinatla ilişkisi ayarlanıyor.

 

  •  Mekke’de İslam bir ahlak ya da ahlaklılar organizasyonudur. İslam öncesi Mekke’de hem ahlaklı insan çok azdı, hem de ahlaki meziyetler yok olmaya yüz tutmuştu. Bir şey ne kadar azalırsa o kadar kıymeti artar. Bundan dolayı ilk Müslümanların sayıları az; fakat çok değerliydiler. Yine bundan dolayı sözleri vicdanlarda makes buluyordu ve kısa zamanda sayıları arttı. Cevabın başında belirttiğim vahyin köklü reformu meselesi şimdi daha iyi anlaşılacaktır. Gerçekten de Mekke döneminde inen ayetler gölgesinde bakarsak dönemi ikiye ayırabiliriz: Birinci dönem Allah ve ahlak, ikinci dönem tevhit ve ahlak merkezlidir.  

 

  •  İşte bu çileyle yoğrulmuş ilk neslin azim ve kararlılığı sayesinde sonradan toplumun genlerine kadar sirayet etmiş ahlaki ve ekonomik her türlü kötü alışkanlık çok kolay bir vaziyette değiştirilebiliyordu. Çünkü davranışları kontrol eden inanç mekanizması tamir edilmişti. Medine’de artık yeni bir toplumu oluşturmak, yani medeniyetin kurulması kalmıştı. Ne var ki bu durum, ilerleyen süreçte tarihin değişmeyen yasasının tekerrürüne engel olamadı. Büyük davalar baskıyla ortaya çıkarlar, savaşla gelişip büyürler ve hürriyet ortamında yok olur giderlerdi… Bu açıdan Medine’ye, yani medeniyetleşmeye yaklaştığımızda, artan fetihlerin ve genişleyen Müslüman iktidarın ilk dönem Mekkî atmosferi yakalama çabası olduğunu görürüz. Bu konuda ne kadar başarılı olunduğu ayrı bir tartışma konusudur.

 

  •  Hazır siz Medine’ye giden sürecin nasıl hazırlandığını sormuşken bir saptamada bulunalım. Hucurât suresi 14. ayeti sanıyorum böylesi bir dönemlendirmeyi haksız çıkarmaz. Mekke bir bakıma imana erme, Medine İslamlaşma safhasıydı. İmanın kalpte kök kalması gibi ruhsal bir amel için, sosyal imkânlar ve artan diyalog imkânı birinci dereceden rol oynamıyordu. Dolayısıyla Mekke’nin iktidarsız ve nifaksız ortamı bu dikey ilerlemeye uygun bir vasattı. Medine ise görünür dinî pratiklerin artmasıyla, yani İslamlaşmayla yatay bir ilerleme trendi izledi ve sonuçta dinin ahkâmı ve kurumlarıyla tamamlanmasına kadar kimi hazımsızlıklar, kimi kabilelere karşı izlenen denge siyaseti gündeme geldi.

 

  •  Genelde işin bu kısmına eğilmeyiz; lakin mükemmel düzen demek, diğer taraftan bu düzene harfiyen ve şeklen uyan çıkarcı insanlar demektir. Bir hareket neyi yıkmak için yola çıkmışsa, maalesef yine onun kaydırmasıyla yoldan çıkar. Davalar da insanlar gibi, en iddialı oldukları noktayla imtihan olurlar. Yine de bu kaçınılmaz durum, Mekke’den Medine’ye fasılasız ve ince bir plan dâhilinde yumuşak geçiş yapıldığı gerçeğini değiştirmez. İskeleti iyi kurulan ve planı küçük detaylarına kadar dikkatli çizilen bir proje misali, İslam davası asr-ı saadet boyunca kayıpsız ve hasarsız yükseliş göstermiştir.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.