Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Hicret Öncesi Mekke’de Neler Oldu?

Hicret Öncesi Mekke’de Neler Oldu?

Mekke toplumundan Medine’ye geçiş nasıl oldu? Gerek inen ayetlerin içeriğine gerek çevre topluluklarla ilişkilerin dönüşümüne bakarsak, sonraki yerleşik şerî düzen için Mekke’de nasıl bir süreç hazırlandı?

  •  Cevap için öncelikle şunu bilmeliyiz: Hz. Peygamberin Mekke toplumunun ekonomik, siyasi, kültürel birçok problemi olmasına rağmen bütün bu sorunlarla baş etmek için dini temel olarak ele alması çok önemlidir. Çünkü ne kültürün ne ekonominin ne de siyasetin din kadar toplum üzerinde etkisi yoktur. Bazı oryantalistler İslam’ın ortaya çıkışını ve hızlı yayılışını, İslam öncesi çölde artan kuraklığın ekonomiyi olumsuz yönde etkilenmesinden dolayı Mekke’de yeni bir sisteme ihtiyaç duyulmasına bağlamışlarsa da bu görüşün tutarsızlığı çok açıktır. Bütün problemlerin temelinde yanlış din anlayışı, yanlış din anlayışının temelinde de yanlış Allah tasavvuru yatar.

 

  •  Bu doğrultuda Peygamberimiz problemi en kökünden ele alıyor ve inancın merkezi olan beyne neşter vuruyor. Önce İslam’ın atom çekirdeğini oluşturuyor: La ilahe illallah… Böylelikle çarpık, adeta çelişkiler yumağı halini almış olan Allah tasavvurunu kelime-i tevhit etrafında yeniden şekillendiriyor. İlk inen ayeti kerimelerde Allah’ı sahih şekilde tanımlayan, O’nu yeniden tavsif eden bir muhteva görüyoruz. Daha sonra vahiy elçisi ahlakı tevhit ekseninde tanzim ediyor ve nihayet adaleti ahlak ekseninde tesis ediyor. Tevhide dayalı ahlak anlayışı ve ahlaka dayalı bir adalet düzeni… Her şeyi en temelden ele almak böylesi köklü bir değişikliği gerektiriyordu.

 

  •  Bu denli köklü bir değişiklik doğaldır ki büyük bedeller ödemek demekti. Her türlü zulme, sosyal tecride maruz kalmak, işkencelere göğüs germekti. İnsan tahammülünü zorlayan işkencelere uğradı ilk dönem Müslümanları; fakat bu çile dönemi çok sağlam bir çekirdek kadronun yetişmesini sağladı. Her türlü koşulda İslam için mücadele edecek, daha ilk yıllarında dünyanın dört bir yanında İslam’ın neşvünema bulmasını sağlayacak öncü nesli işte bu çelik çekirdek kadro yetiştirdi. Mekke’deki uygulanan işkence ve mağduriyetler, Hz. Peygamberin etrafında, ona kitlenmiş güçlü bir kitleyi meydana getirdi. Mesela Mekke’nin ortasında vücudu kızgın kayalar altında bırakılarak işkence gören Hz. Bilal’in satın alınma sahnesi, bu söylediklerimizi ispat eder mahiyettedir.

 

  •  Tam işkence esnasında Hz. Ebu Bekir gelip köleyi satın almak istediğini söylüyor. Dönemin en mütemerrit müşriklerinden biri olan Ümeyye b. Halef satmak istemediği için, o günün şartlarında bir kölenin değerinin on mislini istiyor. Hz. Ebubekir hiç tereddüt etmeden kabul ediyor ve Hz. Bilal’in ellerini ve ayaklarını çözdürerek teslim alıyor. Alışveriş tamamladığında Ümeyye şeytansı bir kahkahayla “ey Ebu Kuhafe’nin oğlu! Bu kölenin zaten canını çıkardım. Şayet sana teklif ettiğim rakamın onda birini verseydin, yine tereddüt etmez satardım” diyor. Buna karşılık Hz. Ebu Bekir, o gün İslam’ın onca engellemeye rağmen nasıl bu kadar etkili olduğunu ve bir çığ gibi büyüyüp geliştiğini anlamamızı sağlayacak bir cevap veriyor: “Eğer sen istediğin rakamın yüz misli fazlasını söyleseydin, yine tereddüt etmez satın alırdım.”

 

  •  Bu cevabın o günün Mekke halkı üzerindeki etkisini bir düşünelim. Bir tarafta kendinden başka kimseye faydası olmayan ve her türlü erdemden yoksun cellat bir topluluk; diğer tarafta hiçbir akrabalık bağı olmadığı halde, sadece aynı inanca sahip olduğu için bir insanın hayatı uğruna servetini gözünü kırpmadan harcayan bir cemaat… Bunun o günün insanı üzerindeki etkisini hayal edin. Evet, işkence vardı; ama bu işkence az sayıdaki Müslümanın kenetlenmesini ve Mekke’deki tarafsız kitle üzerinde çok büyük etki uyandırmasını sağlıyordu. Baskının bu açıdan nasıl kutlu doğuma yol açtığı izahtan varestedir. Karanlığın en koyu olduğu zaman, şafağın en yakın olduğu andır, gerçeğini burada gözlemliyoruz. Tebliğ ve davette en sancılı sürecin Hicaz’daki çeşitli panayırlarda yapılan çağrı süreçleri olduğu malum; lakin Allah yine en büyük mükâfatı bu panayırlarda vermiştir. Medine’ye açılan yol Mekke’nin panayırlarından geçer.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.