Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Hudeybiye Barışından Sonra Neler Değişti?

Hudeybiye Barışından Sonra Neler Değişti?

Mekke’de Peygamberimizin civar kabilelere açılma safhası nasıl kırılma noktası ise, katılır mısınız bilmiyorum, ama sanıyorum Hudeybiye de Medine için öylesi bir kırılma ve sıçrama noktası. Müslüman toplumda nasıl bir değişim baş gösterdi Hudeybiye Barışı’ndan sonra?

  •  Bir kere Hudeybiye’ye kadarki süreci iyi tahlil etmeden Hudeybiye’yi anlamamız çok zor. Medine muhasarasından sonra Hz. Peygamberin Kureyş’e karşı izlediği politikada öncesine nisbeten çok ciddi değişiklikler olduğu gözlemlenir. Mekke’yi mağlup etmek ve tümüyle yok etmek gibi bir niyetinin olmadığını, Mekke’nin kendi iradesiyle İslam’a girmesini istediğini ve bütün siyasetini bunun üzerine kurduğunu göstermiştir. Hudeybiye Barışı İslam’ın küresel vizyonunun bir neticesidir. Hz. Peygamberin dar düşünce ve sığ hedeflerle küçük hesaplar peşinde olmadığının kanıtıdır. Hudeybiye Muahedesi’yle Kureyş artık Hz. Peygamberin peygamberliğini olmasa da Medine devletinin meşruiyetini kabul etmiş oldu.

 

  •  Ertelenerek de olsa Müslümanların Kâbe’yi ziyaret edecek olmasının muahedeye eklenmesi, Peygamberimizin niyetinin safiyâne bir ibadetten ibaret olduğunu göstermişti. Bu şekilde Mekkelilerin “eğer Müslümanların niyetleri sadece ibadet olsaydı, sözleşmeye bunu bir şekilde eklerlerdi” türünde bir kara propaganda yapmasının önüne geçilmiş oldu. Özellikle bedevilerle ilişkilerde tarafların eşit olduğunu öngören madde, artık bütün Arabistan’da Medine’nin Mekke’ye mukabil meşru bir devlet olduğunun Kureyş tarafından tesciliydi. Bu durum, sekiz ay önce görülmemiş bir ordu gücüyle kuşattıkları bir devleti bizzat ve resmen tanımaları anlamına geliyordu.

 

  •  Anlaşmadan çıkan bir diğer sonuca göre, Mekke kervanlarının bundan böyle yol emniyetine zarar verilmeyeceği gerçeği, Medine adına bir tavizdi. Fakat Mekke kervan ticaretinin olumsuz etkisi Mekke halkı üzerinde Medine’ye karşı bir nefret oluşturuyordu ve Kureyş yönetimi bu nefretten faydalanarak yok olmaya yüz tutmuş olan Mekke’deki beraberlik ruhunu ve ortak amaç birliğini sağlıyordu. Dolayısıyla bu durum menfi açıdan bir birliktelik sağlıyordu. Peygamberimiz söz konusu emniyetin sağlayıcısı olarak Mekkelilerin sempatisini kazanmıştı.

 

  •  Ayrıca bu muahede neticesi çevre kabilelerle ilişkiler güçlenecek ve İslam davetinin doğu ve kuzeye doğru genişlemesine imkân tanınacaktır. Geçmişte Mekke’yle olan gerilim, İslam’ın diğer bölgelere açılmasına engel oluyordu. Bu süreçten sonra Peygamberimizin tevhid ve adalet hareketi, o günün şartlarına göre bir yapı en hızlı ne kadar büyüyebilirse o kadar büyümüştü. Bu genişlemede Hudeybiye aşamasının yeri büyüktür. Sizin de işaret ettiğiniz gibi, İslam’ın belki bu günlere ulaşmasının temelinde Hudeybiye fırsatı olduğunu söyleyebiliriz.
  •  Kureyş’in Bedir’de aldığı büyük hezimet, kendi içindeki kabile rekabetini bir an olsun askıya almasına ve bir amaç etrafında birleşmesine vesile olmuştu. Mesela Mahzum ve Abduşşems oğulları arasındaki ezeli düşmanlık, Bedir mağlubiyetinden sonra neredeyse tamamen yok olmuştu. Ne var ki Hudeybiye sonrası yumuşayan ilişkiler ve yeniden normale dönen ticaret hayatı, tekrar bu iki gurubu çekişmeye sevk etti. Acıların birleştirdiği toplum, rahat ve rehavet ortamında eski haline dönmüş oldu.

 

  •  Burada esir meselesine de temas etmek gerekiyor. Hudeybiye Anlaşması’nın içinde Müslümanlar aleyhine görünen en net madde, esir mübadelesi maddesiydi. Buna göre Mekke’de Müslüman olan biri Medine’ye sığındığı vakit Medine iade edecek, Medine’den Mekke’ye sığınan kişi teslim edilmeyecekti. Bu çok açık bir tavizdi. Belki Hudeybiye günü Müslümanların Hz. Peygambere karşı kırgın olmalarına sebep olan maddeydi bu. Fakat Mekkeli Ebu Basir’in Müslüman olmasıyla çok enteresan bir gelişme yaşandı. (Bazı rivayetler Müslüman olmadığını, siyasi bir sığınma talebiyle Medine’ye geldiğini söyler.) Medine’ye geldiğinde Kureyş peşine adam göndererek yapılan sözleşmedeki malum maddeyi hatırlattı. Hz. Peygamber sözleşme gereğince Ebu Basir’in Medine’den çıkmasını emretti.

 

  •  Bunun üzerine Ebu Basir Medine’den ayrılıp Suriye kervan yolu üzerinde sahile yakın bir yere gitti ve burada Müslüman olmak istediği halde muahedeye göre Mekke’ye iade edilecek yetmiş kişiyi topladı. Bu gurup Kureyş kervanlarını taciz etmeye başladı. Böylelikle hem muahede ihlal edilmemiş hem de Kureyş’in anlaşmadan en fazla kazandığı ve Hz. Peygamberin verdiği bir taviz olarak görünen kervan yolu emniyeti kaybolmuş oldu. Yol kesenler resmi olarak Medine’ye bağlı olmadığından dolayı yaptıklarından Medine sorumlu tutulmuyordu. En sonunda Kureyş elçileri Medine’ye gelerek muahedenin kendi lehlerine olan maddesinin feshedilerek bu gurubun Medine’ye dönmesini istediler.

 

  •  Böylelikle çok açık bir şekilde bu anlaşmanın Kureyş’e hiçbir katkısı olmamış oldu. Bu değişiklikle birlikte mutlak galip tarafın mağlup bir devletin önüne koyduğu ve imzalamaktan başka hiçbir seçenek bırakmadığı bir mahiyet aldı. Artık güç tamamen Medine’ye geçmişti. Bir zamanların azametli Kureyşlilerinin, yaptığı çağrıya kahkahayla karşılık verdikleri Mekke’nin yetiminin ayağına kadar gidip bir lütufta bulunmasını istemek zorunda kalmaları bile meseleyi izah etmede yeterliydi. Kazanımlardan bir başkası Hayber Fethi’dir. Hayber Fethi’nin tam anlamıyla Hudeybiye’nin meyvesi olduğunu gösteren en önemli delil, Peygamberin Hayber muhasarasına sadece Hudeybiye’ye katılıp Rıdvan Biatı’nda bulunan kimselerin katılmasını istemesidir.

 

  •  Hz. Peygamber Hudeybiye’ye Müslüman olmayan kabileleri de hac için davet etmişti. Bu davet beklendiği ilgiyi görmese de Peygamberin bu kabileleri Medine devleti bünyesine alma hedefini gösteriyordu. İşte Hudeybiye Anlaşması bu hedefi gerçekleştirmek için de büyük bir fırsattı. Hz. Peygamberin, kendisine zulmetmiş olan Kureyşlilere karşı kronik bir hal almış düşmanlığı yoktu. Bu büyük bir olaydır. Mekke kompleksi taşımaması çok önemliydi. Onun hedefi Mekke’yi yerle bir etmekten ziyade Kureyş’i de içine alan Arabistan coğrafyasında alternatif, ideal bir toplum örneği ortaya koymaktı.

 

  •  Sonuç olarak, Hudeybiye Hz. Peygamberin hicretten sonraki hem stratejik hem diplomatik başarısının neticesinde ortaya çıkan bir zaferdir. Hudeybiye’yle birlikte yeni dinin köksüz ve mevcut yapıyla alakasız bir din olmadığını ortaya koymuş oluyordu. Mekke’nin İslam için de kutsal bir yer olduğu, hatta merkez olduğu gösterilmiş ve Mekke halkının gönlünde yumuşama meydana getirmişti. Diğer taraftan Hudeybiye’nin özellikle haram aylar içerisinde gerçekleştiğini düşündüğümüzde, Peygamberin tamamen tedbirsiz davranmadığı görülmüş olacaktır. Sadece yolcu kılıçlarıyla Mekke’nin eşiğine kadar getirdiği Müslümanları tehlikeye atmamıştır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.