Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Veda Hutbesi Bizlere Ne Anlatıyor?

Veda Hutbesi Bizlere Ne Anlatıyor?

Peygamberimizin son kez umumi kamuoyuna yaptığı bu konuşmada biz sonrakilere ana mesajı nedir sizce?

  •  Bir kere Veda Hutbesi’nin irad edildiği yer, bilinenin aksine Arafat’tır. Bu bile başlı başına bir devrim niteliğindedir. Çünkü Kureyşliler hac menasiki içinden Arafat’ta vakfe yapmayı çıkarmışlardı ve bir kabile kibriyle diğer kabilelerden farklı olmak için Arafat’ta vakfe yapmadan direk Müzdelife’ye geçerlerdi. Peygamber bütün bir nübüvvet hayatı boyunca yapmış olduğu değişiklikleri, yine birini gerçekleştirdiği yerde insanlara özetledi. Biliyoruz ki Peygamberimiz bi’setten itibaren yüzlerce konuşma yaptı. Ümmetinin karşısına çıkarak onlara dünya ve ahiret hayatına dair vaazlar verdi. Veda Hutbesi bir bakıma o güne dek söylenen tüm sözlerin özetiydi aslında. Adeta bir romanın, bizzat yazarı tarafından özetlenmesiydi. Kelimenin tam anlamıyla bir İslam manifestosuydu.

 

  •  Diğer semâvî dinler gibi İslam da hem bireysel hem toplumsal anlamda huzur ve refahı sağlamak için gönderildi. Bunun en açık şekli ibadetlerde karşımıza çıkmaktadır. İbadetlerin kimisi gizli ve tekil, kimisi ise cemaatle yani açıktan yapılır. Gizli olanlar bize bu dünyaya ait olmadığımızı, birer yolcu olduğumuzu hatırlatırken, cemaatle yapılanlar şu anda dünyada olduğumuzu ve bu hayatta yalnız ayakta kalamayacağımızı öğretir. İşte tam bu noktada Veda Hutbesi bize ictimai hayatın temel ilke ve düsturlarını gösterir. Her bir ferdin uyması gereken asgari kurallardır bunlar. Birçok insana göre ilk insan hakları beyannamesidir bu konuşma.

 

  •  Güçlünün güçsüze, zenginin yoksula, erkeğin kadına, büyüğün küçüğe karşı olan sorumluluklarına dikkat çeker Peygamberimiz. Hiçbir insanın bir diğerinden yaratılış olarak üstün olmadığını üstüne basa basa vurgular. Ekonomik hayatı felç ederek gelir dağılımında adaletsizliğe sebep olan faizi net bir şekilde tekrar yasaklar. Yıllardır bitip tükenmek bilmeyen kan davalarına son verir. İnsanlığın ilk günlerinden bu yana tüm peygamberlerin anlattığı, hatta uğruna canlarını verdikleri değerlerdir bunlar. Peygamber Efendimiz de bu dava için mücadele ederek sevdiklerini, arkadaşlarını bu uğurda feda etmiş, ahirete irtihal etmeden önce davasının temel düsturlarını orada bulunanlara anlatmış ve bu ilkeleri yaymaları için nasihatte bulunmuştur.

 

  •  Temel hak ve hürriyetlerin tesisi için feda edilmiş bir ömrün son demlerinde, kendisini bu yolda yalnız bırakmamış insanlara karşı son uyarılardır söyledikleri. Bu açıdan bir vasiyet de diyebiliriz Veda Hutbesi’ne. Peygamberimiz hayatının tüm safhalarında olduğu gibi burada da kendisi için hiçbir şey istememiş, sadece insanlığı düşünmüştür. Çünkü o yaşatmak için yaşamıştır. Vermek için kazanmış, mutlu etmek için acı çekmiştir.

 

  •  Buraya kadarki bütün anlatılanlara göz atıldığında şöyle bir hipotez ortaya konulabilir: Peygamberimizin aile, ceza ve muamele hukukunda yaptığı değişiklikler reorganizasyon mahiyetindeydi. Komünal bir yapıdan insanın bir fert olarak hak ve hürriyetini dikkate alan ve bunun önündeki engelleri kaldırmayı amaçlayan bir toplumsal yapı oluşturmayı hedeflemiş ve bu anlayışın kararlarda etkili olduğu gözlemlenmiştir.

 

  •  Cahiliyede kişinin kabileden bağımsız kendine özgü bir kişiliğinden söz edilemezdi. Böylelikle kişinin diğerinden farklı, kendine ait bir şahsiyete sahip olduğunu, aynı zamanda bir toplumun da parçası olduğunu hissettirerek denge kurmuştur. Şahsiyeti cemiyet içerisinde var etmiştir. Cemaatle namaz bunun en belirginleştiği yerdir. Peygamberimiz dahası Allah’la kulun baş başa kalacağı bir ibadeti toplu halde yapmayı emrederek, bu dengeyi günde beş defa düzene koymayı amaçlar. Bu aynı zamanda Müslümanlar arasındaki cemaat duygusunu pekiştirir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.